ALLAHUMME SALLI ALA MUHAMMED VE ALI MUHAMMED VE ACCIL FERACEHUM

ALLAHUMME SALLI ALA MUHAMMED VE ALI MUHAMMED VE ACCIL FERACEHUM

Image


    KURAN"I kERİM"DE 12 İMAM (A.S)

    Paylaş
    avatar
    Hasbıyellah
    Admin

    aktiftir :
    0 / 150 / 15

    Mesaj Sayısı : 11
    Points : 0
    Reputation : 0
    Kayıt tarihi : 01/08/07

    KURAN"I kERİM"DE 12 İMAM (A.S)

    Mesaj tarafından Hasbıyellah Bir Paz Ekim 14, 2007 12:45 pm

    Ehl-i Beyt (Peygamber'in (saa) İtreti) kadar övülen başka kimse var mıdır?

    (l) Onları (Tahir) pak olarak vasıflandıran ayet (Ahzab / 33), onlardan başka alemde hiçbir kimseye kısmet olmuş mudur?

    (2) Muhkem ayetler, onlardan başka kimin sevgisinin farz olduğuna hükmetmiştir? (Şura / 23)

    (3) Cebrail (aleyhisselam), "Mübahale" ayetini (Al-i İmran / 61) tebliğ etmek maksadıyla onlardan başkası için gökten indirmiş midir?

    (4) Cenabı Allah'ın "Hep beraber Allah'ın ipine sarılın, dağılmayın..." (Al-i İmran / 103) buyururken, Allah'ın ipi olarak kastettiği onlar değil mi?

    (5) Ve "Sadıklarla beraber olun" (Tevbe / 119) diyen ayet onları kastetmiyor mu?

    (6) Ve "Budur benim doğru yolum, onu takip edin"(En'am / 153) ve "Türlü yollara Sapmayın, Allah'ın yolunu şaşınrsınız" (En'am / 153) diyen ayetler onların yolundan başkasını mı gösteriyor?

    (7) Ve "Ey inananlar! Allah'a, Resulüne ve sizden olan emir sahiplerine itaat edin,"(Nisa / 59) diye buyurduğu ayet yine onların hakkında değil midir?

    (8 Yine onları "Ehl-i zikir" olarak tanımlayan bu ayet: "Eğer bilmiyorsanız Ehl-i Zikr'e sorun," (Nahl / 43)

    (9) Yine onlar için "Müminler" dediği bu ayet: "Huda yolu göründükten sonra, her kim Resulullah' a muhalefet eder ve müminlerin yolundan saparsa onu cehennem ateşi ile yakarız, " (Nisa / 115)

    (10) Ve "Hadiler" (doğru yola götürenler) dediği şu ayet, meali: "Sen bir münzirsin (korkutucusun) fakat her kavmin bir de Hadisi vardır," (Ra'd / 7)

    (11) Ya onları işaret eden Fatiha'daki şu ayet, meali: "Bizi, nimetini kendilerinden esirgemediğin kişilerin doğru yoluna irşat et,"(Fatiha / 7)

    (12) Ve onlar "Allah'ın kendilerine nimetini lütfettiği Peygamberlerle, Sıddıklar, Şehitler ve Salihlerle beraber olan kimselerdir,"(Nisa / 69)

    Bu ayetle umumi velayeti, Peygamberden sonra onlara vermiş olmuyor mu?

    (13) Okuyun lütfen: "Sizin veliniz ancak Allah'la onun Resulü ve iman edenlerdir ki, onlar namaza devam edenler ve rükudayken dahi zekat verenlerdir. Kim Allah'ı, Resulünü ve Müminleri kendine veli edinirse, şüphesiz ki galip gelecek olanlar Allah'ın taraftarlarıdır." (Maide / 55)

    Cenabı Allah, tövbe eden, iman edip salih amel işleyene "mağfiret"i onların yolundan gitmeyi bu ayetle şart koşmamış mıdır?

    (14) "Ben, şüphe yok ki, tövbe eden kimse için Gaffarım (çok bağışlayıcıyım)."(Taha / 82)

    Allah-ü Teala'nın kitabında zikrettiği "Emanet" onların velayeti değil midir? Buyuruyor ki:

    (15) "Biz emaneti göklere, arza ve dağlara arz ettik, hepsi yüklemekten korkup reddettiler fakat onu insan yüklendi; zira o çok zalim, çok cahildir. "(Ahzab / 72)

    Yine, tavsiye ettiği "Barış" onların velayeti değil midir? Ayetin meali:

    (16) "Ey insanlar hepiniz barışa girin, şeytanın adımlarını takip etmeyin."(Bakara / 208)

    Ve Allah-u Teala'nın nimet diye isimlendirdiği; yine velayetleri değil midir? Ayetin meali:

    (17) "O gün (Kıyamet günü) Allah'ın size ihsan ettiği nimetten sorulacaksınız. "(Tekasür / 8

    Ayrıca Resulullah (s.a.a) tebliğ etmek için Cenabı Allah tarafından tazyik hatta tehdit mahiyetinde "Bildir" diye şu ayetle emr olunmadı mı?

    (18 "Ey Resul: Rabbin tarafından sana indirileni tamamen tebliğ et. Eğer tebliği tam yapmazsan, Allah'ın risaleini yerine getirmiş olmazsın. oysa Allah seni insanlardan kouyacaktır. " (Maide / 67)

    Nihayet Resulullah (s.a.a) o tebliği "Gadir günü" emre itaat ederek, yüz bin kişinin huzurunda yapmadı mı? Yaptıktan sonra da şu ayeti kerime nazil olmadı mı?

    (19) "İşte bugün dininizi kemale erdirdim, nimetimi üzerinize tamamladım ve size din olarak İslam'ı kabul ettim."(Maide / 3)

    Görmüyor musunuz? Allah, onların velayetini açıkça inkar etmeğe kalkışıp, Resulullah'ın (s.a.a) yüzüne karşı bağırarak: 'Allah'ım, eğer bu doğru ise üzerimize taş yağdır..." diyen şahsın başına nasıl taş düşüp anında helak oldu... Ve bu olay hakkında mucize kabilinden inen şu ayete bakın:

    (20) "Vuku bulmuş bir azabın tekrarını istedi birisi; kafirler için olan bu azabı kimse engelleyemez. "(Mearic 1-2)

    Ahirette onların velayetinden herkes sorulacaktır; aynen şu ayetin içerdiği mana gibi:

    (21) "Durdurun onları (o insanları) çünkü onlar sorguya çekileceklerdir." (Saffat / 24) yani onlara (Ehl-i Beyt'in) velayetinden sorulacaklardır...

    Burada hiçbir gariplik yoktur, zira Cenabı Allah'ın Peygamberi göndermesinin içerdiği sebeplerden biri de onların velayetidir. Bakın, bu mealdeki ayet ne diyor:

    (22) "Senden evvel gönderdiğimiz Peygamberler'den sor." (Zuhruf /45)

    Hatta o öyle velayet ki Cenabı Allah Kalu Bela gününden beri insanlardan, onun üzerine söz (ahit) almıştır; aynen şu ayetin tefsirinde söylendiği gibi:

    (23) "Hatırla ki, Rabbin Adem oğullarının bellerinden zürriyetlerini çıkarıp, onları nefislerine karşı şahit tutarak: "Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" diye buyurduğu zaman onlar da; "Bela (Evet) Rabbimizsin, şahit olduk" dediler. " (A'raf / 172)

    (24) "Ve Adem, Rabbi'nden tevessül kelimelerine nail olduktan sonra, Allah onun tövbesini kabul etti. " (Bakara / 37)

    Yine:

    (25) "Allah onlara azap verecek değil ya." diye buyuran ayeti kerime... (Enfal / 33)

    Kıskanılan insanlar da onlardır. Bu manadaki ayet de şöyle:

    (26) "Yoksa Allah'ın fazlına şayan olmuş insanları mı kıskanıyorlar?" (Nisa / 54)

    İImin derinliğine inenler de onlardır. Ayet:

    (27) "O Kur'an'ın tevilini ancak Allah bilir. İlimde kökleşmiş kimseler ise: "Biz ona inandık, iman ettik" derler... " (Al-i İmran / 7)

    "A'raf Adamları" diye isimlendirilenler de onlardır. Allah-u Teala buyuruyor ki:

    (28"Araf (Cennetle Cehennem arasındaki engel) üzerinde bir kısım kimseler var ki bunlar, cennetlik ve cehennemliklerden her birini simasından tanırlar. " (A'raf / 46)

    Ve "Sıddık adamlar" diye Cenabı Allah'ın tanımladığı kimseler. Ayet şöyle:

    (29) "Müminlerden öyle kimseler vardır ki, Allah'a vermiş oldukları sözlerde sadık çıktılar kimi" Şehit oluncaya kadar dövüşüp" adağını ödedi. Kimi ise" Şehit olmayı bekliyor. Onlar asla verdikleri sözü değiştirmediler. " (Ahzab / 23)

    Ve "Tesbih adamları", Cenabı Allah'ın şöyle buyurduğu:

    (30) "Allah yüceltilmesine ve kendi isminin, içinde anılmasına izin verdiği evler vardır. Bu evlerde kendisini sabah-akşam tespih edip, namaz kılan kimseler vardır Allah'ı anmaktan, namaz kılmaktan ve zekat vermekten, ne ticaret ne de bir alış veriş onları alıkoymaz. Onlar, kalplerin gözlerin halden hale dönüp kıvrandığı günden (Kıyamet gününden) korkarlar." (Nur / 36-37)

    Onların evleri ise, Cenabı Allah'ın şu zikrettiği evlerdir, işte:

    (31) "Allah, yüceltilmesine ve içlerinde kendi isminin anılmasına izin verdiği evler vardır..." (Nur / 36)

    (32) Allah-u Teala onları, evin duvarına yerleştirilmiş bir kandile benzetmiş ve o kandilin ışığını kendi nuruna misal olarak göstermiştir. (Nur / 35'e işaret var)

    (33) "Sabıklar (ileri geçenler-önde bulunanlar) dereceleri en yüksek olanlar" yine onlardır. (Vakıa / 10)

    (34) "Çok doğru (Pek sadık) ve Allah'ın varlığına şahadette bulunanlar" da onlardır. (Hadid / 19)

    Ayrıca onlar ve onları sevenler için Allah-ü Teala şöyle buyuruyor:

    (35) "Bizim yarattığımız insanlardan bir ümmet vardır ki, rehberlik ederler ve hak ile hüküm verirler." (A'raf / 181)

    Ve onların hizbi ile düşmanların hizbi için der ki Cenabı Allah:

    (36) "Cehennemlik olanlarla cennetlik olanlar bir olamaz. Kurtulacak olanlar Cennet ehlidir '." ( Haşr / 20)

    Yine her iki hizip için buyuruyor ki:

    (37) "Yoksa biz, iman edip salih ameller işleyenleri, o yeryüzünde fesatla uğraşanlarla bir tutacağız? Yahut takva sahiplerini, fücur ve fuhuş ehli gibi kabul edeceğiz?" (Sad / 28

    Yine iki hizip için şöyle buyuruyor:

    (38 "Yoksa o günah kazananlar, kendilerine iman edip salih ameller işleyenler gibi sayacağımızı, hayat ve ölümlerini bir tutacağımızı mı samyorlar? Ne de fena hüküm veriyorlar. " (Casiye / 21 )

    Yine onlar ve onların taraftarı için buyuruyor ki:

    (39) "İman edip salih amel işleyenler; işte onlar yaratıkların en hayırlısıdırlar. " (Beyyine / 7)

    Ve onlarla hasımları için:

    (40) "Bunlar iki hasım olarak (Mümin ve kafir) rehberinin dini hakkında husumete girdiler. İşte; o kafir olanlar için ateşten elbiseler biçilmiş, başlarının üstünden kaynar su dökülecektir." (Hacc / 19)

    Ve onlarla düşmanları için:

    (41) "Hiç mümin olanla fasık olan bir olur mu? İman edip de salih ameller işleyenlere, amellerine karşılık, kendilerine konukluk edecek
    cennetler vardır. Fasık olanların barınacakları yer ise ateştir . Oradan her defasında çıkmak istediklerinde tekrar içine döndürülürler; ve onlara: "Yalanlayıp durduğunuz o ateşin tadını böylece çekin!. denir. " (Secde 18-20)

    Onlar ve onlara karşı, faziletle üstünlük iddiasında bulunanlar için Cenabı Allah şu ayeti indirmiştir:

    (42) "Siz hacılara su dağıtma işi ile Mescid-i Haram'ın onarımını, Allah'a ahiret gününe iman ederek Allah yolunda cihat eden kimsenin işi gibi mi tutuyorsunuz? Bunlar Allah katında bir olamazlar. Allah, zalim olanlara hidayet ihsan etmez. " (Tevbe / 19)

    Ve üstün fedakarlıkları hakkında buyurmuştur ki:

    (43) "Bir kısım insanlar da vardır ki Allah'ın rızası uğruna, canını satar (feda) eder. Allah ise kullarına çok merhamet edicidir. " (Bakara / 207)

    Ve buyuruyor ki:

    (44) "Mallarını gece ve gündüz, gizli ve aşikar hayra harcayanlar vardır ki onların Rableri katında ecirleri mahfuzdur. Onlar için hiç bir korku yoktur; ve onlar hiç bir zaman mahzun olrnayacaklardır. "(Bakara / 274)

    Ve buyuruyor ki:

    (45) "Doğru ile gelen Peygamber ve onu tasdik edenler, işte onlar takva sahibi kimselerdir. " (Zümer / 33)

    Ayrıca onlar Peygamberlerin en yakınları, aşireti ve yüce Allah'ın riayet ve inayetine layık görerek Peygambere (s.a.a) bilhassa şöyle tavsiyede bulunduğu: "Herkesten önce en yakın akrabalarını İslam'a davet ederek uyar..." (Şuara / 214) Ve neseple yakın olarak tarif ettiği ve şöyle buyurduğu: "Nesepte yakın olanlar, Allah'ın kitabında, birbirlerine diğer müminlerden daha evladırlar." (Enfal 75) Ve kıyamet günü en yüksek makamda bulunan Peygamberin yanına çıkacak olanlar yine kendileridir. Bunun delili Yüce Allah'ın şöyle buyurmasıdır: "İman edenlere, iman edip kendilerine tabi olan zürriyetlerini de ahiret gunü peşlerinden yanlarına göndererek kendilerine kavuştururuz. Bununla beraber amellerinden hiç bir şey eksiltmeyiz..." (Tur 21) (46)

    Ve Kur'an-ı Kerim'in, akrabalık hakkına sahip olduklarını, açıkça vurguladığı kimseler yine onlardır:

    "Akrabaya hakkını ver..." (İsra 26)

    Ve her Müslüman'ın ödemek mecburiyetinde olduğu, "Akraba hakkını" ödemediği takdirde sorumluluğunu yerine getirmemiş olması ve beşte bir hakkın sahiplerinden olanlar;

    "Biliniz ki kafirlerden ganimet olarak aldığımz herhangi bir şeyin muhakkak beşte biri Allah içindir. O da, Peygambere ve onun akrabalarına , yetimlere, miskinlere ve yolda kaimışlara aittir... " (Enfal / 41)

    Ve yine kafirlerin, memleketlerinden gönüllü olarak verdikleri mallarda hakları olanlar:

    "Allah'ın, Peygamberine kafir memleketler ahalisinden verdiği ganimet (veya vergi) Allah ve Peygamber için ona yakın olan akraba içindir."

    Ayrıca "Ehl-i Beyt" olarak Cenab-ı Allah'ın hitabına mazhar olanlar da onlardır:

    "Ey Ehl-i Beyt (Hz.Fatıma ve Oniki İmam) Allah sizden her türlü günahı gidermek ve sizi terlemiz yapmak lstiyor." (Ahzab / 33) (47)

    Ve yüce Allah'ın, Kur'an-ı Kerim de (Al-i Yasin diye) selamladığı: "Selam olsun Yasin'e" buyurduğu ve üzerine salat ve selamı şu ayetle farz kıldığı:

    (48"Allah ve melekleri, Peygambere salavat getirirler, Ey iman edenler siz de ona salat ve selam edin. " (Ahzab / 56)

    Resulullah'a sorarlar: "Ya Resulullah! Sana selam okumayı biliyoruz, fakat nasıl salavat getireceğiz, onu bilmiyoruz." Şöyle buyuruyor: Deyin ki: Allahümme Selli ala Muhammed ve ala Al-i Muhammed.." Böylece, onlara salavat getirmenin namazın bir parçası olduğu anlaşılmış oldu ve onun için alimler, bu ayeti onlann kında inen ayetlerden biri saydılar. Hatta İbn-i Hacer onların ayetlerinden olduğunu kabul ederek Savaik'inde yazmıştır.

    Allah'ın selamı onların üzerine olsun;

    (49) "Tüba (ne mutlu) onlara! Ahirette en güzel barınak da onlarındır. " (Rad / 29) Cennetin kapıları, onlara elbette ki açıktır...

    Evet, seçkin kişiler, Allah'ın izniyle hayırlar yapmakta ileri geçenler ve Allah'ın kitabının varisleri de onlardır ki, Cenabı Allah bu hususta onları şöyle tanımlamıştır:

    (50) "Sonra biz Kitab'ı ( Kur'an'ı Kerim) seçtiğimiz kimselere miras olarak bıraktık. Bunların kimi nefislerine zulüm edicidir. (imamları tanımamakla) kimi muktasid, (imamları severler) kimi de Allah'ın izniyle hayır yapmakta ileri geçendir. (O da imamın kendisidir) işte bu çok büyük bir ihsandır." (Fatır / 32)

    Faziletlerini içeren ayetlerden bu kadar yeterlidir sanırız... Aslında İbn-i Abbas'ın dediğine göre sırf Hz.Ali hakkında üç yüz ayet nazil olmuştur. Başkaları da der ki: Onların hakkında inen ayetler, Kur'an'ın dörtte birini teşkil eder. Bunu da yadırgamamak lazım, zira onlar Kur'an'la kardeştirler. (51)

      Forum Saati C.tesi Ekim 21, 2017 4:06 am