Etrafa bakıyorum...
Her yerde bir ölüm, herkeste bir dert...
Sıkıntı ve stresten inleyen, bela ve musibetten ağlayan, ayrılık acısı çeken nice insanlar görüyorum...
Ama bunun yanında sevinç de görüyorum...
Küçük şeylerle bile oluşan neşe de görüyorum...
Mutluluk ve huzuru yaşayan insanlar da görüyorum...
Hazan görüyorsam, Bahar da görüyorum...
Gözyaşı görüyorsam, tebessüm de görüyorum...
Ölümle birlikte yaşam da görüyorum...
Hayat işte, tıpkı bir ırmak gibi denize kavuşmak için hep akar...
Umutla...
Şevkle...
İnançla...
Aşkla...
Güneş de yeniden doğar, karanlıktan korkanlara güven aşılamak için...
Ölü canlara hayat ve canlılık bahşetmek için...
Gece yol alamayanlara yolu aydınlatmak için...
Hayata, farklı aynadan baktırmak için...
Hayatta gözden kaçan nice şeyler olduğunu göstermek için...
Kalp gözünü açtırmak için...
Çünkü:
Bu dünyada yokluk yoktur...
Nitekim son da yoktur...
Sadece Varlık vardır...
Varlığı var eden Sonsuz Varlık vardır...
Bunun yanında O ilk ve Son Varlığa götüren yollar, bir de seni o yollara sevk eden Büyük Varlık kadar geniş kalbin vardır...
Ki evrene sığmayan O Sonsuz Varlık senin küçük gördüğün o kalbine sığmıştır...
Öyleyse aç kalbini...
Her şeyi güzel var eden O Yüce Varlığı gör...
Ve Kevser Deryasına kavuşmak için akıt göz ırmağından sularını...
Ki varlıkta olan ve O'ndan gelen her şeyin güzel olduğunu sen de göresin...
Madem senin için her sabah Güneş yeniden doğuyorsa...
Kışın bağrında bahar yaşatılıyorsa...
Karanlık gecelerinde bile yıldızlar tavanına asılıyorsa...
Güneş'in doğduğu her gün senin için yeni doğuş ise...
O hâlde senin için hâlâ umut var demektir...
Madem dünyaya gelen her bir bebek şu gerçeğe delildir:
"ALLAH HENÜZ İNSANDAN UMUTSUZ DEĞİLDİR."
Demek ki sen de Allah'ın umutlu olduklarından ve sevdiklerinden birisin...
Öyleyse kalk ayağa, aç gönül pencereni ve yeniden başla hayata...
Katıl sen de aşk ile, umut ile, iman ile, dua ve amelin ile ZUHUR'u bekleyenlerin arasına...


Musa Güneş.